Evvel zaman içinde, ufak bir hikâye yazmaya başladım. Belli bir seviyeye getirdikten sonra, bu hikâyenin devamını getiremedim. Sonu hakkında bazı düşüncelerim var fakat sona nasıl bağlayacağım konusunda bir fikrim yok. Yazmaya başlayalı epey zaman geçtiği için (sonunu bu gidişle hiç getirmeyeceğim için) daha fazla beklemeden olduğu gibi yayınlamaya karar verdim.
Başkasının hayal kurduğu ve gerçekle uzaktan yakından ilgisi olmayan bir şeyin başka biri tarafından tamamlanması pek mantıklı değil. Fakat gene de sormak istiyorum, sizce bu hikâye nasıl devam eder ve nasıl son bulur? Cevaplar için yorum kısmını her zamanki gibi kullanabilirsiniz. Sadece düşüncenizi belirtmek yerine, hikâyeyi tamamlarsanız size sürpriz hediyelerden vermeyeceğimi de unutmayın.
Umarım bu ufak oyundan hoşlanırsınız ve umarım kimse niye yarım hikâyeleri yayınlıyorsun diye bana kızmaz.
Tatlı Şey
Evvel zaman içinde kalbur saman içinde çok uzak diyarlardan birinde tatlı bir şey varmış. Bin bir türlü vahşi hayvanın bulunduğu balta girmemiş ormanın tam tepesinde bulunurmuş. Buraya tırmanmak marifet, güç ve kuvvet ister, her yiğidin becerebileceği bir iş değilmiş. Bu Tatlı Şey o kadar tatlıymış ki tadına bakanlar oracıkta delirir, kendilerine gelip sağlıklarına kavuşmaları uzun yıllar sürermiş. Kendilerine geldiklerinde de Tatlı Şey'in tadını bir türlü hatırlayamazlarmış.
Tatlı Şey'in ünü zaman içinde o kadar yayılmış ki, sırf Tatlı Şey'in tadına bakabilmek için bizim çok uzak diye bahsettiğimiz bu diyara buralardan kalkıp gidenler olurmuş. Tatlı Şey'in tadına bakmaya gidenler, delireceklerini bildikleri için hep yeni yeni yöntemler denerlermiş delirmemek için. Tatmadan önce avuç avuç isot biberi yiyenlerimi, tattıktan sonra su içmeye koşarken yuvarlanıp kolunu bacağını kıranlarımı yoksa avazı çıktığı kadar bağırıp nefes almayı unutanlarımı dersiniz. Ama bu yöntemlerin hiç biride onları delirmekten kurtaramazmış.
Günlerden bir gün bu uzak diyarın padişahı bir ferman çıkarmış. "Kim ki Tatlı Şey'den tada ve delirmeye benim vezirim ola" demiş. Hoş evlilik çağında kızı olsa kızını verecekmiş bu kişiye ama kızları evlilik çağında değilmiş. Kendide zaten yıllarca beklemiş bu fermanı çıkarmak için ama artık fazla sabrı kalmamış. Bir an önce bu sırrı birinin çözmesini istiyormuş. Böylelikle kendi de sırrı öğrenip Tatlı Şey'in tadına bakabilecekmiş. Padişah çok niyetlenmiş Tatlı Şey'in tadına bakmak için evvelden fakat hep yaverleri engellemiş "Haşmetlim siz delirirseniz bu ülkeyi kim yönetecek, biz sizsiz ne yaparız" demişler. Padişahta bu gerçeği bildiği için hep isteklerine ket vurmuş. Kendisinin dünyadaki her şeye sahip olduğunu düşünürmüş bir tek şey dışında o da Tatlı Şey.